Tema kış olunca ilk aklıma gelen sobada pişmiş kestanenin tadı oldu doğrusu. Sonra çocukluğuma kadar götürdü bu konu beni. Çünkü çiftçi bir ailenin çocuğu olarak kışlar dinlenme ve bol bol sohbet zamanıdır. Kış gelip sobalar yakılmaya başladıktan sonra hele bir de kar yağdımı tatil başlar bizimkiler için. Misafirliklere gidilip gelmeler başlar, kitaplar okunur. Annem şişini ipini çıkartır başlar bir şeyler örmeye. Babam gündüzleri terzilik yaparken akşamları kestane pişirip meyve soyarken kedimizde babamın arkasında sürtünür durur. Kedicik arasıra annemin yumaklarına saldırıverir ki işte o an kıyametler kopar. Haylaz kediciğin bu hamlesi ile huzur sessizliği annemin çığlıklarıyla bozulurdu. Annem kedinin evde ne işi var diye söylenirken işini bilen kedicik doğru babamın arkasınında alırdı soluğu. Ben ders çalışırken babamın soyduğu meyvelerden otlanır, kestaneleri götürürken arasıra pencereye koşar yağan karın okulları tatit edip etmeyeceğini tartardım kafamda :)
Yarışma sayesinde nostalji yaptım :) Özlemişim galiba...


